Bülbül oldum güle geldim, Gül dalında dile geldim. Aşkla yanmak kaderimdir, Alın yazım ile geldim... Gönüllerden süzülmüşüm, Bir köşede büzülmüşüm, Doğduğum gün üzülmüşüm, Gözyaşımı sile geldim... Kara gözler, hilâl kaşlar, Benim aşkım böyle başlar, Geçtim nice dağlar, taşlar, Aştım gurbet ele geldim... Gezdim gurbet ocağında, Piştim hasret sıcağında, Tabiatın kucağında, Bir nefeslik yele geldim... Aşk bir yangın, ben bulaştım, Mecnun gibi çöl dolaştım, Hasretimle çok uğraştım, Acınacak hâle geldim... Gönlüm sevda yüklü kervan, Dinlemez ki buyruk ferman, Sevgilide arar derman, Derdi bile bile geldim... Gurbet oldu yerim, yurdum, Vuslat için hayal kurdum, Ak kâğıda kalem vurdum, Yunus gibi dile geldim...

SALINIP GEÇERKEN ACELE ETME

Salınıp geçerken acele etme,
Seyredeyim biraz dur da sevdiğim.
Aklımı başımdan alıp da gitme,
Aklım sende, fikrim zorda sevdiğim.

Yüzünde gülücük, derdin yok gibi,
Gönlün de zenginmiş malın çok gibi.
Kaşların yay, kirpiklerin ok gibi,
Avın ben olayım vur da sevdiğim.

Kolay mı sanırsın yanarken sönmek?
Kitabımda yazmaz sözümden dönmek.
Benim işim gücüm seni düşünmek,
Aşkınla yüreğim korda sevdiğim.

Ne hasret isterim, ne de drama,
Bakışların merhem olsun yarama.
Benden başkasını asla arama,
Seni seven burda, burda sevdiğim.

Zeki Çalar

25 Nisan 2008

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü