Bülbül oldum güle geldim, Gül dalında dile geldim. Aşkla yanmak kaderimdir, Alın yazım ile geldim... Gönüllerden süzülmüşüm, Bir köşede büzülmüşüm, Doğduğum gün üzülmüşüm, Gözyaşımı sile geldim... Kara gözler, hilâl kaşlar, Benim aşkım böyle başlar, Geçtim nice dağlar, taşlar, Aştım gurbet ele geldim... Gezdim gurbet ocağında, Piştim hasret sıcağında, Tabiatın kucağında, Bir nefeslik yele geldim... Aşk bir yangın, ben bulaştım, Mecnun gibi çöl dolaştım, Hasretimle çok uğraştım, Acınacak hâle geldim... Gönlüm sevda yüklü kervan, Dinlemez ki buyruk ferman, Sevgilide arar derman, Derdi bile bile geldim... Gurbet oldu yerim, yurdum, Vuslat için hayal kurdum, Ak kâğıda kalem vurdum, Yunus gibi dile geldim...

SENİ BEKLERKEN

Aklım sende, gözüm yolda,
Sevdiğim seni beklerken.
Garip kaldım İstanbul'da,
Sevdiğim seni beklerken.

Ne tok oldum, ne aç oldum,
Hayaline muhtaç oldum.
Kupkuru bir ağaç oldum,
Sevdiğim seni beklerken.

Uyumadım, uyukladım,
Pirinçten taş ayıkladım.
Hep adını sayıkladım,
Sevdiğim seni beklerken.

Ak kâğıda kalem vurdum,
Şiir yazdım, hayal kurdum.
Saatime bakıp durdum,
Sevdiğim seni beklerken.

Kalbim senin için atar,
Hasretin ok gibi batar.
Düşündüm sabaha kadar,
Sevdiğim seni beklerken.

Atı alan dağı aştı,
Yaya kalan düzde şaştı.
Sabır dedim, sabır taştı,
Sevdiğim seni beklerken.

Güzeldir her aşk öyküsü,
Var mı hasretten kötüsü?
Kaçırdım son otobüsü,
Sevdiğim seni beklerken.

Zeki Çalar

1 Haziran 2008

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü