Bülbül oldum güle geldim, Gül dalında dile geldim. Aşkla yanmak kaderimdir, Alın yazım ile geldim... Gönüllerden süzülmüşüm, Bir köşede büzülmüşüm, Doğduğum gün üzülmüşüm, Gözyaşımı sile geldim... Kara gözler, hilâl kaşlar, Benim aşkım böyle başlar, Geçtim nice dağlar, taşlar, Aştım gurbet ele geldim... Gezdim gurbet ocağında, Piştim hasret sıcağında, Tabiatın kucağında, Bir nefeslik yele geldim... Aşk bir yangın, ben bulaştım, Mecnun gibi çöl dolaştım, Hasretimle çok uğraştım, Acınacak hâle geldim... Gönlüm sevda yüklü kervan, Dinlemez ki buyruk ferman, Sevgilide arar derman, Derdi bile bile geldim... Gurbet oldu yerim, yurdum, Vuslat için hayal kurdum, Ak kâğıda kalem vurdum, Yunus gibi dile geldim...

ÇOCUĞUM

Uçup gideceksin baba evinden,
Özgür olduğunu düşüneceksin.
Okulda her şeyi bir bir öğrendin,
Şimdi de hayatı öğreneceksin.

Bir ev tutacaksın uzak bir yerde,
Sabahın köründe çay içeceksin.
Servis araçları gelip geçecek,
Telâşla işine yetişeceksin.

Yenik düşeceksin duygularına,
Âşık olacaksın, özleyeceksin.
Kimse bilmeyecek gözyaşlarını,
İçe atacaksın, gizleyeceksin.

Yarına umutla yürü çocuğum,
Sıcağa, soğuğa direneceksin.
Her şeyi babandan iyi bilirsin,
Yine de babandan öğreneceksin

Zeki Çalar

13 Ocak 2001

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü