Bülbül oldum güle geldim, Gül dalında dile geldim. Aşkla yanmak kaderimdir, Alın yazım ile geldim... Gönüllerden süzülmüşüm, Bir köşede büzülmüşüm, Doğduğum gün üzülmüşüm, Gözyaşımı sile geldim... Kara gözler, hilâl kaşlar, Benim aşkım böyle başlar, Geçtim nice dağlar, taşlar, Aştım gurbet ele geldim... Gezdim gurbet ocağında, Piştim hasret sıcağında, Tabiatın kucağında, Bir nefeslik yele geldim... Aşk bir yangın, ben bulaştım, Mecnun gibi çöl dolaştım, Hasretimle çok uğraştım, Acınacak hâle geldim... Gönlüm sevda yüklü kervan, Dinlemez ki buyruk ferman, Sevgilide arar derman, Derdi bile bile geldim... Gurbet oldu yerim, yurdum, Vuslat için hayal kurdum, Ak kâğıda kalem vurdum, Yunus gibi dile geldim...

SUS EMEKLİ

Marul mu aldın göbekli?
Düğün mü yaptın yemekli?
Ne halt ettin de kızdırdın?
Karın senle küs emekli

Feragat et etten, sütten
Tasarruf et sudan, tüpten
Kazık yedin her hizmetten
Sen otur kös kös emekli

Yandaşlar hep ünleniyor
Muhalifler mimleniyor
Telefonlar dinleniyor
Çok konuşma, sus emekli

Gürlesen de esemedin
Pazarı da düzemedin
Bu yıl kurban kesemedin
Gelecek yıl kes emekli

Ağaç olsan hoş tutmazlar
Meyven yoksa taş atmazlar
Adam gibi yaşatmazlar
Sen yine kan kus emekli

Bir yanda çocukların var
Bir yanda torunların var
Dırdır eden bir karın var
Gezmen bile lüks emekli.

Defter tarlan, kalem kazman
Meyve vermez şiir yazman
Azdı yine romatizman
Hava yağmur, pus emekli

Çalışmaktan gelme özlük
"Emekli" der Türkçe Sözlük
Bir kulaklık bir de gözlük
O da sana süs emekli.

Zeki Çalar

31 Ekim 2011

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü